Kezban Paris’te

Kezban Paris’te filminin bir dönem çok eleştirildiğini hatırlıyorum. Kezban itilip kakıldıktan sonra pariste bulur kendini, tedrisattan geçer, intikam hırsı ile döner geriye itip kakanlarına benzemiş olarak! Ne saflığı kalmıştır ne merhameti ,iyi niyeti!Canını yakanlar kadar cani ve küstah, kibirden burnu kaf dağında; alır öcünü! Peki Kezban kazanmış mıdır!? Elbetteki hayır!Yozlaşmış, ruh güzelliğini , saflığını ve […]

Veresiye Defteri

Senelerin bakkalıydı..Elinde kalınlığından sayfa uçları kıvrık veresiye defteri, mahçup müşterilerine: “Üzülme ödersin,borcu düşünme şimdi, hele bi toparla,buradayız sen de ben de kaçmıyoruz ki!” derdi. Farketti ki defteri iyice kabarmış olanlardan biri arka sokaktaki marketten hem de nakit alışveriş etmekte ve yolu dolandırarak evine varmakta!İnanamadı!Değildir, yanlış görmüşümdür dedi. Gözledi sonra bir süre, baktı defter kabarık ama […]

Sarımsağı gelin etmişler 40 gün kokusu çıkmamış!

Çok sevdiğim bu atasözü, sarımsak bile kendisini, o kesif kokusuna rağmen, kırk gün saklayabilirken; “ah insanoğlunu sen düşün!”serzenişinin altını çiziverir. Sarımsak için kabil olan insanoğlu için daha tehlikeli boyutlara ulaşabilir! Hepimizin: bir “olmak istediği” ,bir de “olduğu” kendi vardır.Olmak istediği, olduğundan çok farklı olanlar için bu illüzyon usta bir oyunculuk gelişimine hizmet eder!Hele bir de […]